Fon soruşturması kapsamında adı kamuoyuna yansıyan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevlerinden ayrılmasının ardından tartışmalar yargı sürecine çevrildi. Kaya hakkındaki iddiaların ayrım yapılmaksızın soruşturulması ve sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi yönünde kamuoyunda çağrılar yapılırken, bazı çevrelerde tutuklama tedbiri uygulanıp uygulanmayacağı da tartışılıyor.
Türkiye gündemini sarsan sermaye piyasalarındaki fon soruşturmasının siyasi isimlere ilişkin iddialarla genişlemesinin ardından gözler Fatma Betül Sayan Kaya’ya çevrildi.
Kaya, hakkında ortaya atılan iddiaların ardından AK Parti’de yürüttüğü tüm görevlerden affını Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan istedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise 27 Eylül’de yaptığı açıklamada Erdoğan’ın bu talebi kabul ettiğini ve Kaya’nın artık MYK ve MKYK üyesi olmadığını açıkladı.
ÖMER ÇELİK: YANLIŞ YAPAN HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, fon soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yakından takip edildiğini belirterek, parti yönetiminin usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları konusunda taviz verilmeyeceği yönündeki tutumunu dile getirdi.
Çelik, sorumluluğu bulunan kişilerin kim olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirterek, Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların süreci takip ettiğini açıkladı.
KAYA VE EŞİ HAKKINDAKİ MİLYARLIK İDDİALAR
Tartışmaların merkezinde Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerinde gerçekleştirdiği öne sürülen işlemler bulunuyor.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre tarafından kamuoyuna açıklanan iddialara göre Kaya’nın 63 milyon 359 bin liralık yatırımının ardından yaklaşık 1 milyar 344 milyon lira çektiği; eşi İlyas Kaya’nın ise 99 milyon 687 bin liralık yatırım karşılığında 826 milyon lira çektiği ileri sürüldü.
Böylece çiftin toplam 163 milyon 46 bin liralık yatırımla yaklaşık 2 milyar 170 milyon liralık çıkış gerçekleştirdiği iddia edildi. Bu rakamların şu aşamada kesinleşmiş yargı bulguları değil, kamuoyuna açıklanan iddialar olduğunun altını çizmek gerekiyor.
SAVCILIKTAN MAL VARLIĞINA TEDBİR TALEBİ
Soruşturmada dikkat çeken bir başka gelişme ise Kaya ailesinin mal varlıklarıyla ilgili oldu.
Basına yansıyan haberlere göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya ve çocuklarını da kapsayacak şekilde mal varlıklarına tedbir uygulanmasını talep etti. Satış, devir ve para transferlerinin kısıtlanması, menkul kıymetlere yönelik tedbir uygulanması ve tapu, gemi ile uçak kayıtlarının tespit edilmesinin istendiği bildirildi.
KAYA: SİYASİ SORUMLULUK ALMAYI GEREKLİ GÖRÜYORUM
Fatma Betül Sayan Kaya ise görevlerinden ayrılırken yaptığı açıklamada, kendisi hakkındaki iddiaların hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirtti.
Kaya, yürütülecek inceleme ve soruşturmanın herhangi bir tartışmanın gölgesinde kalmaması amacıyla siyasi sorumluluk aldığını ve bu nedenle yürüttüğü tüm görevlerden affını Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan istediğini açıkladı.
TUTUKLAMA TARTIŞMASI: KARARI YARGI VERECEK
Kaya’nın istifasının ardından sosyal medya ve siyasi tartışmalarda soruşturmanın diğer şüphelilere uygulanan hukuki tedbirlerle aynı standartlarda yürütülmesi gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor. Bununla birlikte, Kaya’nın “tutuklu yargılanmasının toplumun tamamı tarafından talep edildiğini” gösteren güvenilir ve ölçülebilir bir veri şu aşamada bulunmuyor.
Tutuklama ise Adalet Bakanlığının siyasi veya idari kararıyla uygulanabilecek bir yaptırım değil; soruşturmanın niteliği, deliller, kaçma veya delilleri karartma şüphesi gibi hukuki koşullar değerlendirilerek savcılığın talebi üzerine yetkili hâkimlik veya mahkeme tarafından karara bağlanabilecek bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte gözler soruşturmayı yürüten savcılık ve yargı makamlarından gelecek kararlara çevrilecek.
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkındaki mali işlemlere ilişkin iddiaların doğruluğu, herhangi bir suç unsurunun bulunup bulunmadığı ve hukuki sorumluluk doğup doğmayacağı devam eden soruşturma sonucunda netleşecek. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı sürece masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.

