Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan ÇELİK
Hasan ÇELİK

ERDOĞAN NEW YORK’TA KOŞTURDU, PEKİ ETRAFINDAKİLER NEYİN PEŞİNDELER?

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul görüşmeleri kapsamında New York’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü.

Benim açımdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda dünyaya verdiği mesajlar son derece güçlüydü. Konuşmasını dinlerken gururlandım, onurlandım.

New York’ta kaldığı süre boyunca Türkevi adeta diplomasinin merkezlerinden biri haline geldi. Devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmeler, uluslararası kuruluşların temsilcileriyle temaslar, iş dünyasıyla toplantılar…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programına yetişmek bile kolay değildi.

Bir görüşmeden diğerine, bir toplantıdan başka bir programa…

İnsan ister istemez soruyor:

Bu adam yorulmuyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasi anlayışı ve devlet yönetimi çizgisi içerisinde Türkiye’yi uluslararası arenada temsil etmek için yoğun bir çaba ortaya koyuyor.

Buraya kadar her şey güzel.

Ama gelin bir de vitrinin arkasına bakalım.

ERDOĞAN KOŞUYOR, ÇEVRESİNDEKİLER NE YAPIYOR?

Benim asıl itirazım burada başlıyor.

Koca bir ülkenin bütün yükünü bir kişinin omuzlarına bırakmış görüntüsü veriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıdan toplantıya koşarken, onun etrafında dolaşan bazı insanların neyin peşinde olduğunu da yıllardır Amerika’da yaşayan bir gazeteci olarak gözlemliyorum.

Kimileri Erdoğan’la aynı fotoğraf karesine girebilmenin peşinde.

Kimileri toplantıya girebilmenin…

Kimileri verilen davetlerde görünmenin…

Kimileri Türkiye’den gelen heyetlerle yakınlık kurup Ankara’da kendisine bir kapı açmanın…

Kimileri ise AK Parti içerisinde veya çevresinde kendisine bir yer edinmenin hesabını yapıyor.

Sormak gerekiyor:

Türkiye’nin ve Türk-Amerikan toplumunun meseleleri nerede?

FOTOĞRAF ÇOK, SORUNLARI KONUŞAN KAÇ KİŞİ VAR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ABD’ye gelen milletvekilleri, iş insanları ve çeşitli heyet üyeleri var.

New York’a geliyorlar.

Toplantılara katılıyorlar.

Fotoğraflar çekiliyor.

Sosyal medyada paylaşımlar yapılıyor.

Alışveriş yapan da var, şehri gezen de…

Elbette herkesin özel hayatı kendisini ilgilendirir. Benim meselem insanların alışveriş yapması veya New York’u gezmesi değil.

Benim sorum başka:

Amerika’da yaşayan Türk toplumunun sorunlarını kaç kişi soruyor?

Kaç milletvekili burada yıllardır yaşayan vatandaşın kapısını çalıyor?

Kaç iş insanı, kaç siyasetçi, kaç heyet üyesi “Sizin derdiniz nedir?” diye soruyor?

Konsolosluklarda yaşanan sorunları, vatandaşların bürokratik sıkıntılarını, gençlerin Türkiye ile bağlarını, Türk toplumunun siyasi temsil gücünü, sivil toplum kuruluşlarının durumunu, eğitim ve kültür meselelerini kaç kişi gerçek anlamda gündemine alıyor?

Fotoğraf karesinde herkes var.

Sorunların yanında ise aynı kalabalığı göremiyoruz.

AMERİKA’DA GÖNÜLLÜ İNSANLAR NEDEN KÜSTÜRÜLDÜ?

Bir başka mesele daha var.

Özellikle geçmişte FETÖ yapılanmasıyla mücadele konusunda açık tavır alan, bunun sosyal veya ekonomik bedelini ödediğini söyleyen çok sayıda insan tanıdım.

Bu insanların önemli bir bölümü herhangi bir makam istemeden Türkiye’ye ve kendi inandıkları değerlere destek verdi.

Bugün bakıyorum; yıllarca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında durmuş, mitinglere gitmiş, Türkiye söz konusu olduğunda sesini yükseltmiş birçok insan kırgın.

Neden?

Bunu sorgulamak gerekiyor.

Bu insanlar neden dışarıda kaldıklarını düşünüyor?

Neden kendilerini değersiz hissediyorlar?

Neden Amerika’daki Türk toplumunda “Birilerine yakın değilsen kapılar açılmıyor” algısı oluşuyor?

Bunların cevabını vermeden sadece birlik ve beraberlik nutukları atmak sorunu çözmez.

AK PARTİ’Yİ MENFAAT KAPISINA ÇEVİRMEYİN

Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı özellikle ayrı tutuyorum.

Benim eleştirim, Erdoğan’ın ismini kullanarak kendisine siyasi veya kişisel alan açmaya çalışanlara.

AK Parti bir siyasi partidir.

Birilerinin kişisel kariyer basamağı, fotoğraf stüdyosu veya menfaat kapısı olmamalıdır.

Bir Cumhurbaşkanı’nın yanında fotoğraf çektirmek sizi devlet adamı yapmaz.

Bir davete katılmak sizi toplum lideri yapmaz.

Bir milletvekilini tanımak sizi Türk-Amerikan toplumunun temsilcisi hiç yapmaz.

Toplum liderliği emek ister.

Fedakârlık ister.

İnsanların iyi gününde değil, kötü gününde yanında olmayı gerektirir.

ALLAH AŞKINA, SİZ NEYİN PEŞİNDESİNİZ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’taki yoğun diplomasi trafiğine bakıyorum.

Sonra çevresindeki bazı görüntülere bakıyorum.

Aradaki fark insanı düşündürüyor.

Bir tarafta Türkiye adına uluslararası görüşmeler yapan bir Cumhurbaşkanı…

Diğer tarafta o Cumhurbaşkanı’nın etrafında görünmek için yarışan insanlar.

O zaman sormak gerekiyor:

Allah aşkına siz neyin peşindesiniz?

Erdoğan’ın başarısından kendinize pay çıkarmanın mı?

Bir fotoğraf karesiyle Ankara’ya mesaj göndermenin mi?

AK Parti içerisinde kendinize bir makam bulmanın mı?

Yoksa gerçekten Türkiye’nin ve Amerika’da yaşayan Türk toplumunun geleceğinin mi?

Eğer gerçekten toplum için oradaysanız, gelin toplumun arasına.

Sadece protokol salonlarında değil…

New Jersey’e gelin.

Pennsylvania’ya gelin.

New York’un mahallelerine gidin.

Esnafın kapısını çalın.

Gençlerle konuşun.

Derneklerde yıllardır gönüllü çalışan insanları dinleyin.

Ve onlara tek bir soru sorun:

“Sizin sorununuz nedir?”

Belki o zaman fotoğraflarda görünmekten çok daha değerli bir şey yapmış olursunuz.

ERDOĞAN’I SEVMEK, ETRAFINDA DOLAŞMAK DEĞİLDİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklemek başka şeydir, Erdoğan’ın etrafında dolaşarak kendisine siyasi alan açmaya çalışmak başka şey.

Bir lidere verilebilecek en büyük destek, onunla aynı fotoğrafa girmek değildir.

Ülkeye faydalı olmaktır.

Topluma hizmet etmektir.

Yanlış gördüğünde uyarmaktır.

İnsanları küstürmemektir.

Devlet ile vatandaş arasındaki bağı güçlendirmektir.

Bugün Amerika’daki Türk toplumunun ihtiyacı daha fazla fotoğraf değil.

Daha fazla makam kavgası değil.

Daha fazla “Ben Cumhurbaşkanı’nı tanıyorum” diyen insan hiç değil.

Bu toplumun ihtiyacı; samimiyet, liyakat, birlik, temsil ve sorunlarını Ankara’ya doğru biçimde aktarabilecek insanlardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta Türkiye’nin meseleleri için yoğun bir diplomasi yürütürken, çevresinde bulunanların da kendilerine şu soruyu sormaları gerekiyor:

“Erdoğan Türkiye için bu kadar koşarken, biz Türkiye ve Türk-Amerikan toplumu için ne yapıyoruz?”

Cevabınız sadece birkaç fotoğraf karesiyse…

Kusura bakmayın, sizinle olmuyor.

Sizinle bu toplum umutlarına ulaşamıyor.

Ve en kötüsü de şu:

Kişisel hesaplarınızla yalnızca Türk-Amerikan toplumuna değil, savunduğunuzu söylediğiniz AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da zarar veriyorsunuz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER