Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan ÇELİK
Hasan ÇELİK

Ekranların Dokunulmazları ve Futbolda Ahlaki Çöküş: Yorumculuk Değil, İtibar İnfazı

Türkiye’de futbol artık sahada oynanan bir oyun olmaktan çıktı. Tribünde, sosyal medyada, kahvehanelerde değil; doğrudan televizyon ekranlarında kavga ediliyor. Üstelik bu kavganın fitilini ateşleyenler taraftarlar değil, yıllardır “yorumcu” sıfatıyla ekranlara taşınan birkaç isim.

Ekranlar adeta iki kendini bilmezin insafına terk edilmiş durumda. Kırk yıldır doymayan, futboldan beslendikçe daha da hoyratlaşan bir dil… Ahlaktan, sorumluluktan, doğrulamadan tamamen uzak bir üslup.

Ortası yok: Ya bağırıyorlar, ya itham ediyorlar, ya da toplumun sinir uçlarıyla oynuyorlar.

Bir iddia ortaya atıyorsan, önce teyit edersin. Taraflara sorarsın. Belge ararsın. Vicdanına danışırsın. Ama ahlak yoksa, bu adımlar da yok.

Bugün birine “şöyle yaptı”, yarın diğerine “böyle yaptı” demek bu kadar kolay olmamalı.

Soruyorum:

Birisi çıkıp, hiçbir delil sunmadan, “Falanca spor adamı hırsızdır” dese; ne yaparsınız?

İşte ekranda yapılan tam olarak bu.

İtibar suikastı.

Üstelik canlı yayında, milyonların önünde.

Futbola Zarar Veren Bir Dil

Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu, bugün Türkiye’de futbola en fazla zarar veren figürlerin başında geliyor.

Ukala bir üslup, kibirli bir ton, ahlaki sınırları aşan cümleler…

Evde eşlerinin, çocuklarının yanında konuşamayacakları sözleri; ekranlarda pervasızca söyleyebiliyorlar.

Bu cesaret nereden geliyor?

Bu dokunulmazlık hissi kimin eseri?

Yıllarca kötüledikleri, yerden yere vurdukları futboldan ekmek yiyip; o ekmek sayesinde lüks içinde yaşayan bu anlayış, futbolu sevmiyor. Futbolu kullanıyor.

Daha vahimi şu:

Devlet çağırdığında, mahkeme kapısında o ekranlardaki “yiğitlik” bir anda kayboluyor.

Adliye koridorlarında yapılan açıklamalarla, mahkemeye verilen ifadeler birbirini tutmuyor.

Ekranda aslan, adliyede kedi…

Bu bir fikir özgürlüğü değil; bu düpedüz ikiyüzlülük.

Bu Sadece Futbol Meselesi Değil

Bu dil, sadece futbolu kirletmiyor.

Toplumu kutuplaştırıyor.

İnsanları sokakta karşı karşıya getiriyor.

Forma rengine göre konuşanlar bilmeli:

Bugün rakibine zarar verdiğini sandığın sözler, yarın kendi takımının başına bela olur.

Çünkü bu işin şaftı kaymış durumda.

Devlete, siyasi iradeye ve spor otoritelerine burada ciddi bir görev düşüyor.

Futbolda ahlaksızlık yapan kim varsa; forma rengine, geçmişine, ekran popülerliğine bakılmadan gereği yapılmalı.

Bu iki ismin ekranlardan ve Türk futbolu atmosferinden uzaklaştırılması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Aksi halde gerilim artacak, sokaklar daha da zehirlenecek.

Elbette futbolda birlik ve bütünlük sağlanmalıdır. Hakem ve VAR hataları tarafsızlık ilkesi çerçevesinde giderilmeli; hak, hukuk ve adalet duygusu sahada ve masa başında eksiksiz şekilde tesis edilmelidir.

Bu noktada devlete ve federasyon başkanına önemli sorumluluklar düşmektedir. Gerekli adımlar vakit kaybedilmeden, ivedilikle atılmalıdır.

Federasyon başkanının bu tür boş polemiklere prim verecek biri olmadığını biliyoruz.

Gerektiğinde cevabı verir, gerektiğinde gereğini yapar.

Bizde sıkça kullandığı o cümle burada anlamını buluyor:

“Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var; lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye.”

Bugün mesele tam da budur.

Söylenenler laf mı, söyleyenler sorumluluk sahibi mi?

Ekranlarda ahlak yoksa, toplumda huzur olmaz.

Futbol, kirli dillerin oyuncağı değildir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER