Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan ÇELİK
Hasan ÇELİK

SON DÖNEMİN EN ÇOK KONUŞULAN İKİLİSİ: RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE BİLAL ERDOĞAN

Sevgili gönül dostlarım, Türkiye siyaseti son yıllarda yine tanıdık bir tartışmanın etrafında dönüyor: Erdoğan sonrası dönem. Bu tartışmanın merkezinde ise en çok konuşulan baba-oğul ikilisi yer alıyor: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan.

Bilal Erdoğan’ın aktif siyasete girip girmeyeceği uzun süredir kulislerin değişmeyen konusu. Resmî hiçbir sıfatı olmamasına rağmen katıldığı birçok etkinlikte devlet protokolüyle karşılanması, parti teşkilatlarında etkili olduğu yönündeki iddiaları daha da güçlendiriyor. Bugün gelinen noktada bu tablo artık “uygulanıyor” denilecek kadar görünür durumda.

BİLAL ADI GEÇİNCE, BERAT ETRAFTA GÖRÜNÜR OLDU 

AK Parti’nin Bilal Erdoğan’a bırakılacağı iddiaları gündemdeyken, bir başka tanıdık isim yeniden görünmeye başladı: Berat Albayrak. Uzun süre sessiz kalan Albayrak’ın piyasalarda ve kulislerde yeniden konuşulması tesadüf değil.

AK Parti içinde “Erdoğan sonrası” sadece konuşulmuyor; adeta dizayn edilmeye çalışılıyor.

“AK Partili isimler, Erdoğan sonrasını dizayn etme yarışına girmiş durumda.”

Bu yarışta yalnızca Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak yok.

Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Bülent Arınç ve Abdullah Gül ve Hakan Fidan, gibi isimler de kulislerde anılıyor. Binali Yıldırım, Ülkemizin son Başbakanı önce İzmir sonrada İstanbul Belediye başkanlığını kazanamadı. Bülent Arınç, AK Parti’deki misyonunu tamamladı taban adeta nefret ediyor ve devlet yönetme kabiliyetini kaybettiği görünüyor .

Abdullah Gül’ün tabanda hiç bir etkisi ve varlığı hist edilmiyor. Süleyman Soylu’nun devlet adamlığı ülke yönetimine yeterli olmadığı aşikar. 

TÜRK SİYASETİNDE BABADAN OĞULA GEÇEN MİRAS

Cumhuriyet tarihi, babadan oğula geçen siyasi miras örnekleriyle dolu. Ancak bu mirasın ortak bir kaderi var:

Soyadları liderlik vasfının önüne geçemedi.

İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü, Adnan Menderes’in üç oğlu vardı: Yüksel MenderesMutlu Menderes ve Aydın Menderes. Hepsi babaları gibi siyasetle ilgilenmiş, milletvekili olmuşlardır. Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, babasını adıyla beklediği siyasi figürlüğü asla yakalayamadı. 

Hepsi siyasete girdi, milletvekili oldu, parti kurdu, bakanlık yaptı ama hiçbiri babalarının siyasi ağırlığını aşamadı.

Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş ve kardeşi Ahmet Kutalmış Türkeş de benzer bir çizgide ilerledi. 

Baba-oğul ilişkilerinin dışında, Türkiye’nin hafızasından silinmeyen bir başka örnek de Turgut Özal dönemidir. Özal’ın 1989 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan Başbakanlık koltuğuna Yıldırım Akbulut’u getirmesi, Anavatan Partisi’nde çözülmenin ve siyasal çöküşün başlangıcı oldu. Liderlik ağırlığı taşımayan bu tercih, ANAP’ta hem kadro erozyonunu hızlandırdı hem de partinin kısa sürede siyasi sahneden silinmesinin önünü açtı.

Fatih Erbakan, önce cumhuriyet ittifakı dedi sonra ise ortada kaldı

Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi’ni kurarak kendi siyasi yolunu açtığını iddia ediyor. Ancak bugün gelinen noktada hâlâ babasının siyasi mirasının gölgesinde yürüdüğü görülüyor. Partide kurumsal bir düzen henüz oluşmuş değil, siyasal hattı netlik kazanmıyor. Kiminle, ne zaman ve hangi ilkeler çerçevesinde ittifak kuracağı belirsizliğini koruyor. Bu tablo, Fatih Erbakan’ın siyasette güven veren bir lider profili çizmesini zorlaştırırken, Yeniden Refah Partisi’ni de sürekli bir belirsizlik siyaseti içinde tutuyor.

Tarih şunu söylüyor:

Siyasi miras taşınabiliyor ama liderlik devredilemiyor.

BİLAL ERDOĞAN NE DEMİŞTİ, NE OLUYOR?

Bilal Erdoğan, 2019 yılında CNN Türk’te Ahmet Hakan’a açıkça şunu söylemişti:

“Aktif siyasetin içinde olmak istemiyorum. Siyaset bizim ailemiz için yük oldu.”

Ancak bugün gelinen noktada meydanlar ısınıyor.

Bilal Erdoğan gittiği yerlerde AKP gücüyle, adeta bir başbakan gibi karşılanıyor.

Bu çelişki, tartışmayı daha da büyütüyor.

BU TARTIŞMA KİME KAZANDIRIR, KİME KAYBETTİRİR?

Seçimlere daha üç yıl varken bu isimlerin bu kadar yüksek sesle konuşulması, bana göre herkese kaybettirir.

Öncelikle Bilal Erdoğan’a ve Berat Albayrak’a.

  • Berat Albayrak, Instagram üzerinden istifa ederek devlette kriz yarattı. Milletin karşısına çıkacak siyasi cesareti bugün hâlâ gösteremiyor.
  • Süleyman Soylu, İçişleri Bakanlığı döneminde güçlü bir figürdü ama AK Parti genel başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı için toplumsal karşılığı sınırlı.
  • Bilal Erdoğan, babasının siyasi mirasıyla anılıyor; kendi siyasi meşruiyetini oluşturabilmiş değil.

Bu tabloda geriye tek bir isim kalıyor: Hakan Fidan.

Devlet tecrübesi, uluslararası alandaki ağırlığı ve kurumsal ciddiyetiyle bu görevi taşıyabilecek en güçlü profil olarak öne çıkıyor. Adı geçen isimler arasında, bugün itibarıyla devlet aklına en yatkın ve en az risk barındıran seçenek Hakan Fidan olarak görülüyor. Bu nedenle kulislerde yapılan değerlendirmelerde ibrenin giderek Fidan’a dönmesi şaşırtıcı değil. 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğer açık ya da örtülü biçimde oğlu Bilal Erdoğan’ı işaret ederse, 25 yıllık siyasi birikimine adeta bomba koymuş olur.

Bu tartışmalar doğru bulmuyorum.

Ne AK Parti’ye kazandırır, ne Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’a, ne de Türkiye’ye.

Tarih çok net söylüyor:

Siyaset soyadıyla değil, liderlikle yapılır. 

Erdoğan sonrası bir dönem gerçekten düşünülüyorsa, açık ve net biçimde  bu tablo karşısında öne çıkan isim Hakan Fidan’dır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER