ABD’de Cadılar Bayramı arifesinde yağan yoğun yağmur, “dünyanın başkenti” sayılan New York’u birkaç saat içinde dizlerinin üzerine çöktürdü. Başta, Brooklyn olmak üzere kentin dört bir yanında sokaklar sular altında kaldı, bodrum katlarında mahsur kalan iki kişi hayatını kaybettiği açıklandı.
Bir şehir düşünün… Küresel finansın kalbi, gökdelenlerin göğe yükseldiği, milyarlarca dolarlık bütçelere hükmeden bir metropol. Ve o şehir, yalnızca birkaç saatlik yağmurun ardından denize dönen bir enkaza dönüşüyor.
Manhattan’da insanlar kirli suların içinde yürüyerek ve yüzerek evlerine ulaşmaya çalıştı, şehirde arabalar çöplerin ve sonbahar yapraklarının tıkadığı mazgallar yüzünden sele kapıldı. Toplu taşıma çöktü. Trenler, tramvaylar, metrolar çalışamaz hale geldi. Sosyal medyada yayılan görüntüler, sanki New York’tan değil de altyapısı çürümüş bir “üçüncü dünya kentinden” geliyordu.
En acısı ise, bu yaşananların artık “olağan” hale gelmesi.
100 Yıllık Sistem, 21. Yüzyıl Yağmuruna Dayanamıyor
New York’un kanalizasyon sistemi 100 yıldan fazla bir süre önce, bambaşka bir iklim çağında inşa edildiği belirtiliyor. Bugün, her yıl artan aşırı hava olayları karşısında tamamen yetersiz. 2021’de Ida Kasırgası, Queens’te 15 insanın bodrumlarında boğularak ölmesine neden olmuştu. 2023, şehrin kayıtlara geçen en yağışlı ikinci Eylül ayıydı. Şimdi, 2025’te aynı felaket bir kez daha tekrarlandı.
Belediye Meclisi Üyesi ve Belediye Başkan Adayı Zohran Mamdani, gerçeği açıkça dile getirdi:
“İklim krizi çoktan başladı. Kanalizasyon sistemimiz 100 yıl önceki bir dünya için inşa edildi. Artık dayanıklı altyapıya yatırım yapmamak, inkârı sürdürmek anlamına geliyor.”
Mamdani, “su basabilir parklar” ve “sağanak yağmur projeleri” gibi yenilikçi çözümlerden söz ediyor. Fakat bu tür projelerin 2040’a kadar tamamlanması planlanıyor. Yani şehir her yıl, bir sonraki felaketi bekleyerek yaşamak zorunda.
Trump Sessiz, Eric Adams Çaresiz
New York’un çaresizliğini gösteren bu görüntüler karşısında ABD Başkanı Donald Trump’tan tek bir söz duymadık. Mevcut yönetimden de somut bir adım gelmedi. Belediye Başkanı Eric Adams, yıllardır drenaj ve altyapı için milyonlarca dolar harcandığını söylüyor ama ortada hâlâ sular altında kalan mahalleler, tıkanmış mazgallar ve ölen insanlar var.
New York’ta Biriken Su Değil, Biriken İhmal
Bu satırlar, bir şehrin çaresizliğinin özeti gibi. Çünkü mesele artık “çok yağmur yağdı” meselesi değil. Mesele, yıllardır görmezden gelinen bir altyapı, ertelenen bir modernleşme ve ilgisiz bir yönetim anlayışı.
Senatör Joe Addabbo bile itiraf ediyor:
“Bu aşırı gelişmiş bölgelerde doğal drenajı kaybettik. Suyun bir yere gitmesi gerekiyor. Eğer seçmenlerin önceliği selse, o zaman bununla ilgilenmeliyiz.”
Ama ilgilenilmiyor. Çünkü öncelikler başka.
Yağmurdan Daha Ağırı: Utanç
Dikkat çeken yanı hiç kimse ilgilenilmiyor. Çünkü öncelikler başka. New York, yalnızca sulara değil, kendi ihmallerine gömülüyor.
Bu şehir milyarlarca doları savaşlara, reklam kampanyalarına ve vitrin projelere akıtırken; kendi altyapısını çürümeye bırakıyor.
Ve sonuçta…
Yağmur yağdığında New Yorklular ölüyor.
Yağmur yağdığında rezil oluyor.
Yağmur yağdığında dünya başkentinin vitrini çamura bulanıyor.
Bu, iklim krizinin değil; yönetim krizinin fotoğrafıdır.

YORUMLAR