Nobel Barış Ödülü’nün bu yıl kime verileceği haftalardır tartışılıyordu.
ABD Başkanı Donald Trump, kendi ifadesiyle “Ortadoğu’dan Balkanlara kadar barışı tesis eden adam” olarak bu ödülü hak ettiğini söylüyordu.
Ne var ki, beklenen olmadı.
Norveç’in Oslo kentinde düzenlenen törende Nobel Komitesi, ödülü Venezuelalı muhalif lider Maria Corina Machado’ya verdi.
Evet, yanlış duymadınız: ABD’nin açık destekçisi, hatta açık ifadeyle ‘Trumpçı’ Machado’ya…
Ve ne yaptı Machado?
Ödülü alır almaz şu açıklamayı yaptı:
“Bu ödülü acı çeken Venezuela halkına ve davamıza kararlı desteği için Başkan Trump’a ithaf ediyorum.”
Bu sözleri duyunca insan ister istemez kendi kendine soruyor:
“Bu nasıl bir aldatmaca, bu nasıl bir rezillik zinciri?”
Bir Yanda Barış Oyunu, Öte Yanda Soykırımın Savunucuları
Bir yandan “İsrail-Filistin savaşını durdurdum” havasıyla Nobel Barış Ödülü talep ediliyor…
Öte yandan, İsrail’in yaptığı katliamı savunan, ülkesini ABD desteğiyle ele geçirmeye çalışan bir muhalif lidere ödül veriliyor.
Gazze’de insanlık bitmiş — siz ödülünüzü alın, başınıza çalın.
Nobel’in Seçici Körlüğü
Nobel Komitesi Başkanı Jorgen Watne Frydnes, Trump’a dair soruları yanıtlarken klasik bir diplomatik cümle kurdu:
“Biz kararlarımızı Alfred Nobel’in iradesine ve çalışmalara dayanarak veririz.”
Ne kadar zarif bir kaçış cümlesi!
Ama herkes biliyor ki bu açıklamanın arkasında saklanan gerçek çok daha çıplak:
Nobel Barış Ödülü artık barışın değil, siyasetin bir aracı.
Bir zamanlar Mandela’ya, Aung San Suu Kyi’ye verilen o ödül; bugün emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden siyasetçilere meşruiyet zırhı kazandırıyor.
Dünyanın dört bir yanında savaşlar sürerken, milyonlarca insan yoksulluk içinde yaşarken, barış ödülü bir kez daha barışa değil, güce verildi.
Trump’ın Çifte Oyunu
İşin ilginci, Trump bu süreçte yine kendi oyununu kurdu.
Gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Nobel ödülünü alan kişi bugün beni aradı ve ‘Bu ödülü sizin onurunuza kabul ediyorum çünkü gerçekten siz hak ediyorsunuz’ dedi.
Çok nazik bir hareketti. Ben de ‘O zaman bana ver’ demedim tabii… Verebilir gibiydi çünkü.”
Bu sözler aslında iki anlam taşıyor:
Bir yandan ödülün kendi etkisi altında verilmiş olmasının keyfini çıkarıyor;
diğer yandan da komiteye “beni görmezden gelemezsiniz” mesajı veriyor.
Ama asıl mesele şu:
Bu tablo, dünya barışının değil, dünya siyasetinin çirkin ironisini gözler önüne seriyor.
Bir Barış Değil, Bir İşbirlikçilik Ödülü
Peki Maria Corina Machado kimdir?
İsrail’e desteğini açıkça ilan eden, Filistin’deki katliamları “meşru müdafaa” diye savunan bir siyasetçi.
ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahale yapmasını, ülkesindeki iktidarı devirmesini isteyen bir figür.
Kendi halkının kaynaklarını Amerikan şirketlerine peşkeş çekme sözü vermiş bir politikacı.
Ve şimdi bu kadına “Nobel Barış Ödülü” veriliyor.
Adeta dünya barışıyla alay ediyorlar.
Rezilliğin Küresel Hali
Daha da ironik olan: Beyaz Saray bile bu karardan memnun değil.
Trump’ın danışmanları, müttefikleri, hatta bazı bakanlar bile komiteye defalarca çağrıda bulunmuş.
Nobel Komitesi ise “bağımsız karar” diyerek aslında politik mesajını kalın çizgilerle vermiş oldu.
Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung’un açıklaması durumu özetliyordu:
“Nobel Komitesi üyeleri siyaseti barışın üstüne koyduklarını bir kez daha kanıtladılar.”
Ama ironik olan şu:
Siyaseti barışın üstüne koymakta, Trump da Nobel Komitesi de birbirinden geri kalmıyor.
Son Söz: Korkum, Yine Vermezler
Korkum o ki…
Bir gün gerçekten barış için mücadele eden bir Türk lider çıksa, ona da “fazla bağımsız”, “fazla yerli” der, yine vermezler.
Barışın, adaletin, insan haklarının bu kadar politize edildiği bir dünyada, ödül almak da kaybetmek de artık aynı anlama geliyor.
Nobel Barış Ödülü, barışın değil, güç ilişkilerinin vitrini haline geldi.
Bugün Trump’a vermediler, ama Trump’a yakın birine verdiler.
Yarın belki barış için konuşan bir lideri değil, onun karşısındakini ödüllendirecekler.
Ve korkarım, bir gün Türkiye’de hırsızlıktan, yolsuzluktan içeride yatanlara bile “muhalif lider” etiketi takıp ödül verirler.
İşte o zaman, sadece Nobel değil — insanlık da ödülünü kaybetmiş olur.

YORUMLAR