Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan ÇELİK
Hasan ÇELİK

YETMEZ AMA BUNA DA ŞÜKÜR! SONUNDA FATMA BETÜL SAYAN KAYA TUTUKLANDI, PEKİ YA DİĞERLERİ?

 

TÜRK MİLLETİ YARIM ADALET DEĞİL, TAM ADALET BEKLİYOR!

 

Sevgili gönül dostlarım,

Yetmez ama buna da şükürler olsun! Fatma Betül Sayan Kaya, Sonunda tutuklandı!

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan fon soruşturması kapsamında tutuklandı.

Bu haberi duyduğumda hissettiğim memnuniyeti anlatmam kolay değil. Benim gibi milyonlarca insanın da adaletin işlemesi adına bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığına inanıyorum.

Ancak sevincimin yanında büyük bir öfkem, ciddi sorularım ve giderilmesini beklediğim endişelerim var.

Neden bu kadar beklendi? Neden daha önce harekete geçilmedi? Bu soruşturma yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya ile mi sınırlı kalacak?

Benim düşünceme göre, kamuoyuna yansıyan iddiaların ağırlığı dikkate alındığında, gerekli hukuki şartlar oluşmuşsa tutuklama tedbiri çok daha önce değerlendirilmeliydi.

Yaklaşık bir buçuk aydır bu dosya konuşuluyor. Milyarlarca liralık işlemlerden, olağan dışı kazanç iddialarından, siyasi ve bürokratik bağlantılardan söz ediliyor.

Peki, bütün bu süreç boyunca kim ne yaptı? Kim neyi biliyordu? Kimler hangi kararların altına imza attı?

Türk milleti artık bu soruların cevaplarını bekliyor!

ÇAĞLAYAN’DA ADALET ÇANLARI ÇALDI, AMA HESAPLAŞMA BİTMEDİ!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül, ikinci kez ifade vermek üzere Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi.

Savcılık, Fatma Betül Sayan Kaya’yı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlamaları kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.

Ve beklenen gelişme yaşandı.

Fatma Betül Sayan Kaya hakkında tutuklama kararı verildi!

Ben bu gelişmeyi hukukun herkese eşit uygulanması gerektiği yönünde önemli bir adım olarak görüyorum.

Ancak şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: Tutuklama bir mahkûmiyet değildir. Suçun kesin olarak işlendiğine ancak bağımsız mahkemelerin yargılama sonunda vereceği kararla hükmedilebilir.

Benim memnuniyetim, kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesinden değil, böylesine ciddi iddiaların yargı denetimine taşınmasından kaynaklanıyor.

PEKİ YA EŞİ? PEKİ YA DİĞER İSİMLER?

İşte benim asıl itirazım burada başlıyor!

Fatma Betül Sayan Kaya hakkında tutuklama kararı verilirken, eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında adli kontrol talep edilmesi, soruşturmadaki kişisel sorumlulukların nasıl değerlendirildiği sorusunu gündeme getiriyor.

Ben burada kimsenin sırf bir kişinin eşi veya yakını olduğu için tutuklanmasını istemiyorum.

Ama şunu da kabul edemem:

Eğer aynı hukuka aykırı işlemlerde başka kişilerin de sorumluluğu varsa, onlar neden hesap vermesin?

Kimlerin hangi finansal işlemleri yaptığı, hangi bilgilere eriştiği, hangi kararları aldığı ve olası kazançların nasıl elde edildiği bütün açıklığıyla araştırılmalıdır.

Bir kişinin tutuklanması, dosyadaki diğer isimlerin sorumluluklarının araştırılmasına engel olmamalıdır.

BİR KİŞİ KURBAN SEÇİLİP DOSYANIN ÜZERİ Mİ ÖRTÜLECEK?

Benim en büyük endişem budur!

Türkiye geçmişte birçok büyük yolsuzluk iddiasına, siyasi tartışmaya ve sonuçları kamuoyunu tatmin etmeyen soruşturmaya tanıklık etti.

Şimdi aynı endişenin bu dosyada da yaşanmasını istemiyorum.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasıyla kamuoyuna bir mesaj verilmiş olabilir.

Ancak adalet yalnızca bir kişiyi tutuklayarak sağlanmaz.

Eğer ortada organize bir fon vurgunu varsa, bunun bütün bağlantıları ortaya çıkarılmalıdır!

Kimler kazandı?

Kimler kaybetti?

Kimler önceden bilgi sahibi oldu?

Kimler denetim görevini yerine getirmedi?

Kimler siyasi veya bürokratik nüfuzunu kullandı?

Ve en önemlisi, bütün bu işlemler gerçekleşirken devletin ilgili kurumları ne yapıyordu?

Bu soruların cevapları verilmeden toplumun vicdanı rahatlamayacaktır.

RÜKÛDA EĞİLİP ALLAH’I KANDIRABİLECEĞİNİ SANANLARIN İBRETLİK HÂLİ!

Sevgili gönül dostlarım,

Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Allah’ın huzurunda eğilmek başka, kul hakkından sakınmak bambaşka bir meseledir!

Benim inancımda insanın değeri; yalnızca sözleriyle, görüntüsüyle, makamıyla veya toplum önünde sergilediği dindarlıkla ölçülmez.

Asıl mesele dürüstlüktür, vicdandır, adalettir ve kul hakkına gösterilen saygıdır.

İnsan rükûda eğilebilir, secdeye kapanabilir, dilinden duaları eksik etmeyebilir. Ancak bunların hiçbiri kişiye hesap vermekten kaçma ayrıcalığı tanımaz.

Allah’ın huzurunda eğilmek, insanların karşısında dürüst olma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İbadet, kimseye hukuki dokunulmazlık kazandırmaz. Makam, unvan, siyasi güç ve toplum önünde sergilenen dindarlık görüntüsü de hiç kimseyi adaletin üstüne çıkaramaz.

Unutulmamalıdır ki gerçek dindarlık yalnızca ibadetle değil; dürüstlükle, vicdanla, adaletle ve kul hakkına gösterilen saygıyla anlam kazanır.

Fatma Betül Sayan Kaya, artık bulunduğun makam değil, hakkında yürütülen yargı süreci konuşuluyor. İddiaların hesabı hukuk önünde verilmeli, gerçekler bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalıdır!

ÇÜNKÜ ADALETİN ÖNÜNDE NE MAKAMIN NE UNVANIN NE DE GÖSTERİŞİN BİR AYRICALIĞI OLMALIDIR!

Eğer bir insan kul hakkına girmişse, bunun hesabını vermelidir. Kim olursa olsun!

Elbette bu soruşturmada kimin suç işlediğine mahkemeler karar verecektir.

Ancak benim vicdanımın kabul etmediği şey, siyasi ve ekonomik gücü bulunan kişilerin sıradan vatandaşlardan farklı muamele görmesi ihtimalidir.

TÜRK ADALETİNE GÜVENMEK İSTİYORUM, AMA ADALET GECİKMEMELİ!

Ben Türk adaletine güvenmek istiyorum.

Yargının bağımsızlığına, hukukun üstünlüğüne ve herkesin kanun önünde eşit olması gerektiğine inanıyorum.

Fakat adaletin gecikmesi, toplumun devlete duyduğu güveni zedeliyor.

Bir vatandaş küçük bir borcunu ödeyemediğinde hacizle karşılaşırken, milyarlarca liralık mali usulsüzlük iddialarında siyasi bağlantıların tartışılması insanların vicdanını yaralıyor.

Bu nedenle soruşturma ne siyasi baskılarla daraltılmalı ne de kamuoyunun tepkisini yatıştırmak amacıyla göstermelik işlemlerle sonuçlandırılmalıdır.

Adalet güçlüye karşı da işlemeli!

Adalet siyasi makamlardan çekinmemeli!

Adaletin eli, delillerin işaret ettiği herkese uzanmalı!

SON SÖZÜM: YETMEZ AMA BUNA DA ŞÜKÜR!

Sevgili gönül dostlarım,

Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasıyla önemli bir hukuki aşamaya gelindi.

Ama ben bu noktada alkışlayıp susacak değilim.

Çünkü benim adalet anlayışım yalnızca bir kişinin tutuklanmasıyla sınırlı değil.

Bu dosyada başka sorumlular varsa onlar da ortaya çıkarılmalıdır.

Haksız kazanç elde edildiği kanıtlanırsa bunun hesabı sorulmalıdır.

Kamu görevlileri görevlerini kötüye kullanmışsa hukuki sorumlulukları araştırılmalıdır.

Siyasi nüfuz kullanılmışsa bunun da üzeri örtülmemelidir.

Benim istediğim intikam değil, adalettir.

Hiçbir masum insan cezalandırılmasın, ama hiçbir suçlu da makamı, parası veya siyasi bağlantıları sayesinde kurtulmasın!

Bugün Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasıyla başlayan bu yeni aşama, bütün gerçeklerin ortaya çıkarılmasına vesile olmalıdır.

Yarın bu soruşturma yalnızca bir eski bakanın tutuklanmasıyla sınırlı kalırsa, kamuoyunun adalet beklentisi karşılanmayacaktır.

KİME DOKUNULMASI GEREKİYORSA HUKUK ÇERÇEVESİNDE DOKUNULSUN!

KİMİN HESAP VERMESİ GEREKİYORSA MAHKEME ÖNÜNDE HESAP VERSİN!

Ve unutulmasın:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER