Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Candemir SARI
Candemir SARI

Suriye’de sahada kazanım, masada mesaj

Suriye sahasında yaşananlar, bir süredir alıştığımız “sıradan” çatışma haberlerinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. YPG/SDG’ye yönelik Suriye ordusu operasyonunun ateşkesle sonuçlanması ve hemen ardından gelen siyasi adımlar, bölgede yeni bir denklemin kurulmak istendiğini açıkça gösteriyor. Bu denklem, yalnızca Şam’ı değil, Ankara’yı da yakından ilgilendiriyor.

Operasyonun ardından imzalanan 14 maddelik anlaşma, en az askeri sonuçlar kadar siyasi mesajlar da içeriyor. YPG/SDG unsurlarının Suriye ordusuna tam entegrasyonu, sınır kapılarının, petrol ve doğalgaz sahalarının merkezi yönetime devredilmesi… Bunların her biri, yıllardır tartışılan “paralel yapı” meselesine net bir yanıt niteliğinde. Suriye devleti, kendi topraklarında ikinci bir orduya, ikinci bir otoriteye tahammül etmeyeceğini ilan ediyor.

Ankara’dan gelen değerlendirmeler de bu çerçevede okunmalı. Güvenlik kaynakları, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Suriye yönetimiyle yoğun temas yürüttüğünü özellikle vurguluyor. Bu vurgu boşuna değil. Türkiye, sahadaki her adımın, masadaki her kararın, kendi güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunun farkında. “Terörsüz Türkiye” hedefinin, sınırın hemen ötesinde kurulacak istikrarla mümkün olabileceği artık yüksek sesle dile getiriliyor.

Şam yönetiminin Suriyeli Kürtlerle ilgili yayımladığı kararname ise bu sürecin belki de en dikkat çekici başlığı. Kürt kökenli vatandaşların Suriye halkının ayrılmaz bir parçası olduğunun ve dilsel-kültürel kimliklerinin ulusal kimliğin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığının resmen ifade edilmesi, Baas döneminin inkâr siyasetinden açık bir kopuş anlamına geliyor. Bu, sahadaki askeri adımların siyasi bir çerçeveyle tamamlanmak istendiğinin işareti.

İktidara yakın kaynaklar, bu kararnameyi “önemli bir kazanım” olarak değerlendiriyor. Yıllarca temel haklardan yoksun bırakılan Kürtlerin, hukuk temelinde elde ettiği bu kazanımların yalnızca Kürtler için değil, Suriye’deki tüm etnik ve mezhebi gruplar için yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği ifade ediliyor. Ancak aynı kaynaklar, bu olumlu tabloya rağmen ciddi bir uyarıyı da elden bırakmıyor.

O uyarının adresi net: Devlet içinde devlet, ordu içinde ordu arayışı. İktidara yakın kaynaklara göre, YPG/SDG’nin bu yöndeki ısrarı, “tek Suriye, tek ordu” ilkesine açıkça aykırı. Bir ülkede iki devlet, iki ordu fikrinin, sonunda herkese zarar verecek bir iç çatışma anlamına geleceği hatırlatılıyor. Bu tür paralel yapı girişimlerinden ne Kürtlerin ne Arapların ne de Türkmenlerin fayda göreceği; kazananın kim olacağının ise herkes tarafından bilindiği vurgulanıyor.

“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedeflerinin birbirinden kopuk düşünülemeyeceği de bu çerçevenin önemli bir parçası. Aynı kaynaklar, SDG’nin bu süreci sabote eden bir pozisyona sürüklendiğini, Suriye yönetiminin terörle mücadele operasyonlarının ise bu girişimleri boşa çıkardığını savunuyor. Sahada atılan adımların, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin tamamının güvenliği açısından kritik olduğu görüşü hâkim.

Bir de DAEŞ meselesi var ki, dosya hâlâ kapanmış değil. Güvenlik kaynakları, Suriye yönetimiyle birlikte ABD başta olmak üzere uluslararası koalisyon unsurlarıyla temasların sürdüğünü, DAEŞ’le mücadelenin kesintisiz devam edeceğini belirtiyor. Bu mesaj, “güç boşluğu oluşur mu?” sorusunu soranlara da net bir yanıt niteliği taşıyor.

Sonuçta Suriye’de yaşananlar, yalnızca bir askeri operasyonun bilançosu değil. Bu tablo; devlet otoritesinin yeniden inşası, etnik kimlikler üzerinden yeni bir siyasi dil ve Türkiye’nin uzun süredir savunduğu güvenlik tezlerinin sahadaki karşılığı olarak okunmalı. Asıl mesele ise şu soruda düğümleniyor: Bu yeni denge kalıcı bir istikrara dönüşebilecek mi, yoksa bölge bir süre daha aynı kırılganlıkların içinde mi savrulacak? Yanıt, sahadaki silahlardan çok, masadaki iradeye bağlı olacak gibi görünüyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER