Yıllar önce tanıştığım bir beyefendi, sosyal medyada yukarıdaki ifadeyi paylaşmıştı. İngilizceye çevrildiğinde bu ifade, “New York’ta Türk birliğinin Büyükelçi ve Başkonsolos Sayın Ahmet Yazal’ın liderliğinde kurulduğu ve bu dönemin kalıcı bir iz bıraktığı” iddiasını dile getirmektedir.
Tüm saygımla ifade etmek isterim ki bu iddia, en iyi ihtimalle sınırlı ve tarihsel bağlamdan kopuk bir bakış açısını, en kötü ihtimalle ise New York’taki Türk-Amerikan deneyiminde gerçek liderliğin ve kalıcı toplumsal mirasın ne anlama geldiğine dair ciddi bir yanlış anlamayı yansıtmaktadır.
Böyle bir değerlendirmede bulunanların, bu topluma olağanüstü bir adanmışlık, tevazu ve insani bağlarla hizmet etmiş önceki Türk başkonsoloslarının görev dönemlerini bizzat yaşamamış ya da deneyimlememiş olduğu anlaşılmaktadır. Volkan Bozkır, Yusuf Buluc, Fuat Tanlay, Mehmet Nuri Ezen, Ömer Önhon, Mehmet Samsar, Mustafa Levent Bilgen, Ertan Yalçın, Alper Aktaş ve Reyhan Özgür gibi isimler yalnızca bir makamı işgal etmediler; o makamı bizzat temsil ettiler. Onların bıraktığı iz, törenlerden ya da söylemlerden değil, toplumun günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası olmalarından kaynaklanıyordu.
Bu başkonsoloslar, “açık kapı politikası” ifadesi henüz moda olmadan çok önce, bunu fiilen uyguluyorlardı. Toplum üyelerini isimleriyle tanırlardı. Mutfak masalarında oturdular, evlere misafir oldular, cenazelere ve düğünlere katıldılar; çocuklarla tanıştılar, büyükleri dinlediler; sevinçte de kederde de halkın yanında durdular. Türk kahvehanelerine, esnafa, sivil toplum kuruluşlarına ve tabandan gelen inisiyatiflere fotoğraf vermek için değil; sohbet etmek, güven inşa etmek ve dayanışma göstermek için girdiler. Bir mekâna girdiklerinde insanlar etraflarında toplanırdı—bu bir zorunluluktan değil, zaman içinde kazanılmış samimi bir sevgi ve saygıdan kaynaklanıyordu.
Buna karşılık, Sayın Yazal’ın benzer bir “iz” bıraktığı yönündeki iddia, somut eylemler ve dikkat çeken eksiklikler üzerinden değerlendirildiğinde ayakta durmamaktadır. Bugüne kadarki tablo, varlığın en çok hissedilmesi gereken anlarda yaşanan tekrar eden yoklukları göstermektedir:
- Hem Türkiye’ye hem de Amerika Birleşik Devletleri’ne hizmet etmiş bir Türk–Kore Savaşı gazisinin cenazesi,
- Türk-Amerikan toplumuna yarım asırdan fazla emek vermiş Ata Erim’in eşinin cenazesi,
- Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle Wall Street’te düzenlenen 25. Geleneksel Türk Bayrağı Çekme Töreni — üst düzey New York yetkililerinin katılımına rağmen bir başkonsolosun ilk kez yer almadığı bir etkinlik,
- Görev başında hayatını kaybeden şehitlerimizin (polis ya da asker) yeterince anılmaması,
- Ve en çarpıcı örnek olarak, Brooklyn’de düzenlenen yakın tarihli bir NYPD etkinliğinde, tabanla bağın zayıfladığını gösteren tablo: Katılımcıların büyük çoğunluğunun Sayın Yazal’ı tanımaması ya da kendisiyle anlamlı bir temas kurmamış olması.
Liderlik; unvanlarla, sosyal medyada yapılan övgülerle ya da özenle kaleme alınmış metinlerle tanımlanmaz. Bir miras da güce yakınlıkla ya da törensel görünürlükle inşa edilmez. Gerçek bir iz; varlık, empati, süreklilik ve güven ile ölçülür—sonradan üretilemeyecek ve geriye dönük olarak ilan edilemeyecek niteliklerdir bunlar.
Ayrıca rahatsız edici ama inkâr edilemez bir gerçeği de kabul etmek gerekir: Toplum içinde pek çok kişi bu endişeleri sessizce paylaşmaktadır. Sessiz kalan çoğunluk, aynı fikirde olduğu için değil; davetlerden, resepsiyonlardan ya da erişim imkânlarından dışlanma korkusuyla açıkça konuşmamaktadır. Ancak sessizlik, hiçbir zaman rıza anlamına gelmemelidir.
Gerçek ve kalıcı bir **“iz”**in neye benzediğini anlamak isteyenler için, Büyükelçi Şükrü Elekdağ gibi isimlere bakmak yeterlidir. Oya Bain’in TurkNetwork’te kaleme aldığı yakın tarihli yazıda da ifade edildiği üzere, Elekdağ’ın mirası resmî açıklamalarda değil, hizmet ettiği insanların vicdanında ve hafızasında yaşamaktadır.
Saygıyla belirtmek gerekir ki, bugünkü performansı tarihsel bir başarı olarak yüceltmeden önce, geçmişe dürüstçe bakmak şarttır. Bu karşılaştırma samimiyetle yapıldığında, sembolik varlık ile gerçek liderlik arasındaki fark tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır.

YORUMLAR