Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan ÇELİK
Hasan ÇELİK

Valilerde Ağlar: Gönüllere Dokunan Vedalar

Bir süredir ekranlara bakarken kendimi garip bir duygunun içinde buluyorum. Alışık olmadığımız, hatta yıllardır görmediğimiz sahnelerle karşılaşıyoruz. Görev yeri değişen valiler, şehirlerinden ayrılırken vatandaşlara veda ediyor… Ve gözyaşlarını tutamıyorlar.

Evet, yanlış duymadınız. Valiler ağlıyor.

Ve ben buna bakıp içimden şunu diyorum: “Vay be… Valiler de ağlarmış.”

Cumhurbaşkanlığı Valiler Kararnamesi ile 19 ilin valisinin görev yeri değişti. Atamalar, ayrılıklar, vedalar… Ama bu kez klasik protokol görüntülerinden çok daha fazlasına tanıklık ettik. Şehirlerden ayrılan valilerle, onları uğurlayan halk arasında öyle bir bağ oluşmuş ki, bu bağ gözyaşlarıyla dışa vuruyor. Millet olarak belki de uzun zamandır hasret kaldığımız sahneler bunlar.

Bir Veda, Sel Olan Gözyaşları

Geçtiğimiz yıl Bilecik Valiliği görevinden Tunceli Valiliği’ne atanan Şefik Aygöl’ün Bilecik’e vedası, sadece bir şehirde değil, tüm ülkede yankı uyandırmıştı. Ekran başında izleyen milyonlar, o samimi vedada kendinden bir parça bulmuştu.

Bir vali, görev yaptığı şehirden ayrılırken boğazı düğümleniyordu.

Bir şehir, valisini uğurlarken evladını yolcu eder gibiydi.

O görüntüler hâlâ hafızalarda. Ve bu yıl, benzer sahneleri yeniden, belki de daha yoğun şekilde izliyoruz.

Buradan isim isim yazmayacağım. Ama inanın bana, bu kez birçok valimiz vedasında ağladı. Kimisi halkın sevgisi karşısında, kimisi çocukların sarılışıyla, kimisi yılların emeğinin bitiş anında…

Ekranlara bakarken, “Devlet Şefkâti” algısının nasıl güçlendiğini görüyoruz.

Unutulan Bir Duygu: Vefa

Merhum Recep Yazıcıoğlu’ndan sonra bu tür görüntülere adeta susamıştık. Devlet adamının halkla kurduğu gönül bağını, sadece hizmetle değil, yürekle de kurduğunu görmek istiyorduk.

Belki de uzun yıllar boyunca “mesafe” diye adlandırılan şey, bizi insani olandan uzaklaştırmıştı.

Bugün ise başka bir tablo var karşımızda.

Bakıyorum, ayrılıklarda gözyaşları çoğaldı.

Ve itiraf ediyorum: Bu beni inanılmaz mutlu ediyor.

İnanın, ben de onlar kadar ağlıyorum.

Çünkü bu gözyaşları zayıflığın değil; aidiyetin, samimiyetin ve vefanın göstergesi.

Gönüllere Dokunan Yöneticiler

“Ağlayan valiler” ifadesi; halkla duygusal bağ kurabilen, empati yapabilen, görevini sadece makam olarak değil, sorumluluk olarak gören yöneticileri anlatıyor.

Bu, bir resmi tören değil.

Bu, bir protokol gereği değil.

Bu, kalpten gelen bir duruş.

Son örneklerden biri, Osmaniye’den Eskişehir’e atanan Vali Erdinç Yılmaz oldu. Kendisine veda eden down sendromlu çocukları görünce, “Ben de ağlayacağım” diyerek gözyaşlarını gizlemedi. O an, makamlar eridi, unvanlar silindi; geriye sadece insan kaldı.

İşte tam da bu yüzden bu görüntüler bu kadar kıymetli.

Devlet İnsanlaşınca Güçlenir

Vali gibi yüksek makamlarda bulunan kişilerin de birer insan olduğunu, kalplerinin attığını, sevdiklerine bağlandıklarını görmek halk nezdinde büyük bir karşılık buluyor.

Çünkü millet, kibri değil; samimiyeti sever.

Millet, uzaklığı değil; yakınlığı benimser.

Bu tür sahneler, sadece bir veda anı değildir.

Bu görüntüler;

– Birliktir

– Beraberliktir

– Aynı toprağa duyulan sevgidir

Ve en önemlisi, ülke sevgisidir.

Bugün bir vali ağlıyorsa, orada bir bağ kurulmuştur.

Bir şehir ağlıyorsa, orada iz bırakılmıştır.

Dilerim bu tablo kalıcı olur.

Dilerim bu gözyaşları, ülkemizin yarınlarına umut olur.

Çünkü gönüllere dokunan yöneticiler, bu toprakların en büyük zenginliğidir.

Bir Not da Buradan Düşmek İstiyorum

Buradan küçük ama anlamı büyük bir not bırakarak, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum.

Lütfen Erzincan Valisi Sayın Hamza Aydoğdu ile Tunceli Valisi Sayın Şefik Aygöl’e dokunmayın. Çünkü bu iki ismin vedası, sadece bir görev değişikliği değil; şehirlerin yüreğinden kopan çok zor bir ayrılık olur.

Onlar bulundukları şehirlerde yalnızca devletin temsilcisi olmadılar; halkın arasına karışan, gönüllere dokunan, acıyı da sevinci de birlikte yaşayan yöneticiler oldular. Böyle isimlerin yer değiştirmesi, tabelaların değişmesi kadar kolay olmuyor; geride büyük bir boşluk bırakıyor.

Temennimiz şudur ki, bu iki kıymetli valimizin sayısı artsın. Makamıyla değil, insanlığıyla hatırlanan; mesafeyle değil, samimiyetle anılan yöneticiler çoğalsın.

Çünkü bu ülkenin bugün en çok ihtiyacı olan şey; gönül alan, vefa bilen ve milletin kalbine dokunabilen devlet adamlarıdır.

“Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ile Tunceli Valisi Şefik Aygöl; bu iki valimiz gerçekten çok özel olsun.” Onları çok ‘seviyorum’.

Biz ülkemizin tüm valilerini çok seviyoruz…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER