Hasan Çelik
2002 yılında 2002 FIFA Dünya Kupası’nda tarih yazan Türkiye, aradan geçen yılların ardından yeni bir kuşakla yeniden sahneye çıkmaya hazırlanıyor. O dönem Türkiye Millî Futbol Takımı üçüncülük elde ederken, bugünün yıldızları ya henüz çocuktu ya da dünyaya bile gelmemişti.
Aradan geçen 24 yıl, sadece futbolun değil, bir neslin dönüşümünü de gözler önüne seriyor.
O Gün Çocuktular…
2002 yazında, Türkiye’nin efsane kadrosu dünya sahnesinde tarih yazarken, bugünün millî takım oyuncuları hayatlarının çok farklı bir noktasındaydı:
• Uğurcan Çakır – 6 yaşında
• Zeki Çelik – 5 yaşında
• Abdülkerim Bardakcı – 8 yaşında
• Ozan Kabak – 2 yaşında
• Ferdi Kadıoğlu – 3 yaşında
• Orkun Kökçü – 2 yaşında
• Arda Güler – Doğmamıştı
• Hakan Çalhanoğlu – 8 yaşında
• İsmail Yüksek – 3 yaşında
• Kerem Aktürkoğlu – 4 yaşında
• Kenan Yıldız – Doğmamıştı
• Mert Günok – 13 yaşında
• Altay Bayındır – 4 yaşında
• Eren Elmalı – 2 yaşında
• Samet Akaydın – 8 yaşında
• Mert Müldür – 3 yaşında
• Kaan Ayhan – 8 yaşında
• Salih Özcan – 4 yaşında
• İrfan Can Kahveci – 7 yaşında
• Barış Alper Yılmaz – 2 yaşında
• Deniz Gül – Doğmamıştı
• Yunus Akgün – 2 yaşında

Bir Neslin Döngüsü
2002’de televizyon karşısında Rüştü Reçber’in kurtarışlarını izleyen, İlhan Mandız’ın golünü heyecanla takip eden bu çocuklar, bugün aynı formayı taşıyor.
Bu tablo, Türk futbolunun sadece sportif bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda bir kuşak döngüsü olduğunu da ortaya koyuyor. O gün tribünde, sokakta ya da ekran başında olanlar; bugün sahada, o hayalin devamını yazıyor.
Yeni Hikâye Yazılıyor
2026 yolunda ilerleyen bu kadro, geçmişin mirasını taşıyor ama aynı zamanda kendi hikâyesini yazma peşinde. 2002 ruhunun yeniden canlanıp canlanmayacağı bilinmez; ancak kesin olan bir şey var:
Bir zamanlar hayranlıkla izleyen çocuklar, şimdi o hayalin başrolünde.
